4733 Sayılı Kanun ile TEKEL’in ölüm fermanı imzalanmıştı. Bu fermanın Ak Parti hükümetinin gelişi ile ortadan kalkması beklenirken, olanlar oldu. Kemal Derviş planı büyük bir titizlikle hayata geçirildi.
Savaş YILDIRIM

Savaş YILDIRIM

s.yldrm02@gmail.com


DSP - ANAP - MHP Koalisyon hükümetinin ekonomi bakanı Kemal Derviş, 4733 Sayılı Kanunu çıkararak TEKEL’in ölüm fermanını imzalamıştı. Bu fermanın Ak Parti hükümetinin gelişi ile ortadan kalkması beklenirken, olanlar oldu. Kemal Derviş planı büyük bir titizlikle hayata geçirildi. 

Tekel, 2003 yılında bölümlere ayrıldı. Bu bölümlerin başına neler geldi? İnceleyelim:

Alkollü içkiler bölümü:

Alkollü içkiler bölümü 2003 yılında (Ak Parti hükümetinde) 292 MİLYON dolara Limak-Nurol-Özaltın-Tütsab Girişim Grubu’na satıldı. Bu paralar bizim için hayal edilemez rakamlar olabilir ama böylesine bir şirket için ÇEREZ parasıydı. Ne hikmetse, 3 yıl sonra bu şirketler de 950 MİLYON dolara Amerikan Texas Pacific Group’a satıldı.

Aradaki fark 658 MİLYON dolar. Peki bu kazığı kim yedi? Ucuza satış yapan hükümet mi? Pahalıya alan ABD’li Texas Pacific Group şirketi mi? Ufak bir hesaplama ile öğrenebiliriz;

TAPDK verilerine göre sadece 2004 yılında alkol satışları litre bazında;

Rakı 44.1 milyon litre !

Bira 813.7 milyon litre!

Şarap 28.3 milyon litre! 

Rakamları incelediğimizde, her litreden 1 dolar kazandığını var saydığımızda (2020 yılında 1 litre alkolden min: 1.8 max: 2.3 dolar kazanıyorlar) 1 yılda şirket kendi satış değerinin kat kat fazlasını kazanıyor. 

Daha basit bir örnek ile: Size her ay 2.000 TL kira getirisi olan bir mülk sahibi olduğunuzu düşünün. 1 yılda 24.000 TL  kazanıyorsunuz. İşte o mülkü gelip sizden 24.000 TL’ye satın aldıklarını düşünün.

Soruyorum;

Devasa geliri olan bu sektörü 292 Milyon Dolar’a satanlar mı ihanet etti? 

950 Milyon dolara satanlar mı ihanet etti? 

Yoksa birilerinin cebine 658 Milyon dolar girsin diye bu dümeni çevirenler mi ihanet etti? 

Takdir sizindir. 

TEKEL’in sigara fabrikaları ve markaları bölümü:

TEKEL’in sigara fabrikaları ve markaları ise 2008 yılında 1 MİLYAR 720 MİLYON dolara British American Tobacco (BAT)’ya satıldı. Bu satış yapılırken çalışanlara Yaprak Tütün İşletmelerinin satılmayacağı/kapatılmayacağı sözü verildi. Ancak, TEKEL’ in son birimi Yaprak Tütün İşletmeleri 2009 yılında Özelleştirme İdaresi tarafından kapatıldı. Ankara’da 12 bin çiftçi haklarını aramak için Ankaranın soğuğunda eylemler yapmıştı. Hatırlayınız. 

Tütün kısmının henüz satılmadığı 2006 yılının rakamlarına göre, Türkiye’de tütün üreticisi hane sayısı 2002-2006 döneminde 400 binden 200 bine düştü. Bu rakam tüm fertleriyle birlikte yaklaşık 1 milyon tütün üreticisinin işsiz kalması anlamına geldi. Tütün üretimi ise aynı dönemde yüzde 40’a yakın gerileme kaydederek 1962 yılından bu yana ilk defa 100 bin tonun altına indi.

1984 yılında “0” olan tütün ithalatı, 2006 yılında 250 milyon dolara yükselirken, 2006 yılında ihracat 500 milyon dolara geriledi.

2006 yılına değin yaşanan tüm bu dramatik düşüşe rağmen, Özelleştirme İdaresi 2006 yılında 23 Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü İle 5 Yaprak Tütün İşleme Atölyesini kapattı. Bunun sonucunda binlerce tütün işçisi TTA’da “kızağa çekildi”, binlerce üretici hane üretimden vazgeçti.

TEKEL’in tütün kısmının 2008 yılında British American Tobacco’ya (BAT) satılmasının ardından kapatılan fabrikalar, yine yüzlerce kişiyi işsiz bırakırken, TEKEL’in sözleşmeli üretimini sonlandırması sonucu Adıyaman ve Güneydoğu başta olmak üzere üreticiler geniş kitleler halinde üretimi terk etmek zorunda kaldı.

Tütün sadece sigara üretim ve satışı ile değil, çiftçinin en büyük gelir kapısı olduğundan, tarım için de önemli bir sektördür. BİZİM insanımız kazanıyordu. Emekçiler kazanıyordu. Bugün kim kazanıyor? British American Tobacco kazanıyor. Philip Morris kazanıyor. Japonlar bile var! Ama Türkiye’de TÜRK markası YOK ! 

Neden? Yasak… 

Neden? Lisans verilmiyor. 

Elin yabancısı acır mı bize? Tütünü pahalı bile olsa kendi ülkesinden alır. Kendi milletinin refahını düşünür ve oradan toplar. 

Şimdi diyorlar ki, bunların güdümünde çalışın. Bunların kontrolünde çalışın! 

Hayır efendim. 

Kendimiz üretiriz, kendi markamız ile kendimiz paketleriz. Piyasaya da kendimiz hakim oluruz. Adıyaman, tütünü ile bir markadır. Ve bu marka ile çiftçimizin kazanmasını engelleyemezsiniz.

Elin amerikalısına peşkeş çekilenleri korumayı bırakın. Çiftçinize dönün. 

Siyasilerden beklentimiz;

Yasal izinleri çıkarınız.

Üretim ve paketleme servisini hazırlayınız.

Adıyaman tütünü, Adıyaman markası ile TAPDK lisansı altında üretimini yapsın.

Daha sonra kıyım tütününün bu şekilde satışını yasaklarsınız. 

Önce bir ekmek kapısı açın, daha sonra bu kapıyı kapatırsınız.

Halkımızın, halkınızın emeklerini bir British American Tobacco’ya bırakmayın. Bir Philip Morris’e bırakmayın. 

Az da olsa “YERLİ VE MİLLİ” olun efendiler. Çok şey mi istiyoruz?

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 1 hafta önce yayınlandı. 2451 Defa okundu.