Yoksulluk bir kader midir, yoksa benim şehrime kader edenler mi var? Irgatlık için Malatya’ya giderken kaza geçiren bu çocuğun masum bakışının altında gizlenen derin acı bize her şeyi anlatıyor aslında.
Şüheyla Şengül

Şüheyla Şengül

suheyla.sengul@kahtahaber.com





 Yoksulluk bir kader midir, yoksa benim şehrime kader edenler mi var?
Irgatlık için Malatya’ya giderken kaza geçiren bu çocuğun masum bakışının altında gizlenen derin acı bize her şeyi anlatıyor aslında.
Yoksulluğun vermiş olduğu bir hüzün var bu yüzde, sanki çocuk yüzlü değil, derin acılar çekmiş bir yüz ifadesi. O masum bakışlar o araca neden o kadar kişinin bindiğini, yoksulluğun, çaresizliğin, işsizliğin karşısındaki mecburiyeti anlatıyor.
Oyun çağındaki çocukların, çocukluğunu ırgat olarak aile bütçesine katkıda bulunmak isterken nasıl bir kabusa dönüştüğünü, yaşadıkları bu tür kazalarda hayatlarının nasıl ucuz olduğunu anlatıyor.
Bu memleket her yıl aynı acıya şahit oluyor. Mevsimlik işçilerin uğradığı kazalar, ölümleri, sakatlıkları yüreğimizi yakıyor. Olayın acısı küllendikten sonra, kimseden ses çıkmıyor, kimse bir çözüm için kılını kıpırdatmıyor.
Sadece yaşadıkları kazalar mı en büyük sorun?
Çadırlarda, kötü yaşam koşullarında, hijyenik olmayan ortamlarda yaşadıkları travmalar, bozulan sağlıkları ve kazandıkları parayı da tekrar doktora vermesi olayın ne kadar vahim olduğunu ortaya koyuyor.
Benim şehrimin insanları aslında çok zor durumda, işsizlik tavan yapmış memleketimde. Bu şehirde sanayi yok, tarım yok, yatırım yok. İnsanlar bir müteahhit elamanı olabilmek için ne kapılar aşındırıyor.
Bu şehrin mazlum insanları, bu kadar işsizlik sorunu olmasına rağmen yine de ses çıkarmıyor. Bu insanlar bunu hak etmiyor.
Çevre iller gelişirken Adıyaman bir adım ilerleyemiyor, hep geri kalıyor. Adıyamanlı iş adamları yatırımlarını başka şehirlere yaparken bu memlekete yaptıkları haksızlığın farkında değiller. Bizi mecliste temsil edenler aldıkları sorumluluğun hakkını vermiyorlar.
Adıyaman da işsizliğin son bulması için sorumluluk alan herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunu unutmayalım bu bir vebaldir. Gençlerimizin kahve köşelerinde, ya da sırf karınlarını doyurabilmek için yasa dışı örgütlere katılarak ziyan olmaması için acil olarak iş alanlarının oluşturulması gerekiyor.
Bu şehrin havası, suyu, toprağı, turistlik alanları ve güzel insanları var. Aslında bu şehirde her şey var ama bu şehrin sahibi yok. Bu şehir bizim şehrimiz, bu insanlar bizim insanlarımız. Hep birlikte şehrimizi kalkındırmak ve işsizliğe son vermek için kollarımızı sıvamalıyız.
                                                                                 Selam ve sevgilerimle…         


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 yıl önce yayınlandı. 3177 Defa okundu.