Nefislerimize terbiye getiren, ihtiraslarımızın durulduğu, kardeşlik duygularımızın dirildiği, ibadetlerimizin en çok sevaba kavuştuğu, aç kalıp açların, susuz kalıp susamışların halini anlamamızı sağlayan, ihtiyaç içinde olanların yardımına koşmamızın önemini kavratan, bolluk, bereket ve mağfiret ayına bizleri kavuşturan yüce Rabbimize hamdolsun… Bu mübarek ayın bize kazandırdığı lütufları saymakla bitiremeyiz.
Şüheyla Şengül

Şüheyla Şengül

suheyla.sengul@kahtahaber.com





 Nefislerimize terbiye getiren, ihtiraslarımızın durulduğu, kardeşlik duygularımızın dirildiği, ibadetlerimizin en çok sevaba kavuştuğu, aç kalıp açların, susuz kalıp susamışların halini anlamamızı sağlayan, ihtiyaç içinde olanların yardımına koşmamızın önemini kavratan, bolluk, bereket ve mağfiret ayına bizleri kavuşturan yüce Rabbimize hamdolsun…
Bu mübarek ayın bize kazandırdığı lütufları saymakla bitiremeyiz. Maddeden çok manaya yönelmemiz gereken bu ayda on yedi saat aç ve susuz kaldıktan sonra hazırladığımız iftar sofralarıyla orucumuzu taçlandıra biliyor muyuz?
Yoksa faziletine gölgemi düşürüyoruz?
Ramazan ayında bir çok insanın rahatsızlık duyduğu önemli konulardan biride lüks ve şaşalı kurulan iftar sofraları ve bu sofralardaki israf açıkçası benimde en çok rahatsız olduğum konulardan birisi…
Bedenimizin zekatı olan oruçla organlarımızı rahatlatmaya çalışırken ne yazık ki Ramazan ayının özüne aykırı çeşitli yiyeceklerin bulunduğu abartılı iftar sofralarıyla hem sağlığımıza zarar veriyoruz, hem de israfa neden oluyoruz.
Günümüzde insanoğlu şükür ve kanaat duygusunun azalması ve ekonomik imkanların artmasıyla yemek için yaşamaya doğru hızla sürüklenmeye başladı. “Yaşamak için mi yemeli, yemek için mi yaşamalı” sözüne herkesin kendince bir kılıf uydurarak vereceği bir cevap vardır elbette…
Dünyaya bir defa geliyoruz, yemeli içmeli gözümüzde bir şey bırakmamalıyız, zaten bir müddet sonra yaşlanacağız şeker, tansiyon vs… hastalıklar çıkacak deyip yemeği cazip hale getirmek için türlü bahanelerimiz hazır. Oysa fütursuzca yediğimiz yemeğin sağlığımızı bozduğunun farkında değiliz.
Yaşadığımız dünyada hiç bilmediğimiz yerlerde ya da çok yakınlarımızda birileri aç ve bizim döktüğümüz yemeğe ekmeğe muhtaçken bizler market raflarında her gördüğümüzü sepete atıp belki de hiç kullanmadan, tarihi geçti diye atacağımız yiyecek ve içecekleri alma çabasındayız.
Bizler israfı men eden yüce dinimizin bu emrini ya unuttuk ya da umursamıyoruz. Cömertlik duygularımızın biraz daha kabardığı bu ayın felsefesini unutmamalı sofralarımızı sadece akraba ve dostlarımıza açmamalı, muhtaç insanları da davet ederek sofralarımızın faziletini artırma çabasında olmalıyız.
Hayır ve hasenatın ön planda olduğu bu ayda bazı kurum ve kuruluşların beş yıldızlı otellerde, iftar çadırlarında vermiş oldukları iftar yemeklerinin büyük bir bölümünün çöplere gittiği ekmek israfının tavan yaptığını hepimiz görüyoruz. Akıl ve vicdan sahibi insanların bu israfa dur demesi ve daha dikkatli davranması gerekiyor.
Yapılacak yardımlar gösterişten, riyadan ve israftan uzak olmalı belki farklı organizasyonlar düşünülmeli. Yapacağımız yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarının giderilmesiyle daha efdal olmaz mı?
Yiyeceklerin sofralara gelinceye kadar kat ettikleri yolu düşünerek israftan kaçınmalı, sofralarımızı fakir sofraları gibi hazırlamalı ramazanın ulvi güzelliğine güzellik katmalıyız. Sadece ramazan ayında değil bunu bütün yaşantımız boyunca her türlü israftan kaçarak ilke edinmeli Rabbimizin rızasını kazanmalıyız.
Ramazan ayının önemini hakkıyla idrak edip, gereği gibi yaşayan kullardan olmamız duasıyla, Rabbim Ramazan ayının hürmetine coğrafyamıza ve bütün Müslüman ülkelere birlik, beraberlik ve huzur ihsan eylesin.
Allah’ın selamı, bereketi, rahmeti üzerinize olsun. Ramazan ayınız mübarek olsun…
 


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 yıl önce yayınlandı. 3846 Defa okundu.