Ben babamı severim, erkek kardeşlerimi, eşimi, oğullarımı da feminist bir kadın değilim feminist bir yazıda yazmak istemiyorum ama bu yasalarla ve bu değişmeyen kafa yapılarıyla mücadele etmek zorundayken feminist bir yazı yazmamak mümkün değil.
Şüheyla Şengül

Şüheyla Şengül

suheyla.sengul@kahtahaber.com





  Ben babamı severim, erkek kardeşlerimi, eşimi, oğullarımı da feminist bir kadın değilim feminist bir yazıda yazmak istemiyorum ama bu yasalarla ve bu değişmeyen kafa yapılarıyla mücadele etmek zorundayken feminist bir yazı yazmamak mümkün değil.
Yüzlerce yıldır kadının da bir adı var diyebilmek için türlü sıkıntılara katlanan hep bir mücadele serüveninin içinde olan ve bir türlü bu mücadeleyi kazanamayan kadınlar…  
Neyin mücadelesini veriyoruz, sırtımıza yüklenen sorumlulukları atma çabasında mı yoksa biraz daha sorumluluk alarak kendimize toplumda bir yer edinme çabasında mıyız?  
Elbette ki sorumlulukları atmak için uğraş vermiyoruz. Sadece hak ettiğimiz değeri, saygınlığı, eşitliği istiyoruz. Şiddete uğramamak, can korkusu ve baskı altında yaşamamak için… 
Ben bugün bir erkeğin penceresinden kadınlar hakkındaki düşüncelerini yazmak istiyorum. Hani bir laf var ya “ Sözüm meclisten dışarı’’ Bu pencereden bakmayan erkekler lütfen bu yazdıklarımı üstlerine almasınlar.                    
                               İşte bir erkeğin penceresinden kadın…               
 Biz kadınları severiz, onlar bizim annemiz, kız kardeşimiz, eşimiz ve kızlarımızdır ama eşimiz doğum yaptığında çocuğumuzun erkek olmasını çok isteriz. Şayet kız olursa erkek evladı buluncaya kadar kendimizde bir eksiklik hissederiz. Bazılarımız işi biraz daha abartır sırf bu yüzden ikinci evliliği bile yaparız.                 
 Hayat müşterektir der bu hayat pahalılığında çalışan eş isteriz ama onunla beraber eve girdiğimizde biz televizyon başına eşimiz mutfağa ev işlerinin başına… 
Maaş günü gelince sen bankamatik sıralarında ne uğraşacaksın ben çekerim maaşını der ve eşimizin kendi maaşından ona harçlık veririz.
Gece boyu ağlayan bebeğimize ben nasıl bakayım? Sen annesin onun dilinden sen anlarsın der uykuya kaldığımız yerden devam ederiz.
 Çocukların eğitim işini de çoğu zaman anneye yükler, senin sabrın daha çok beni çocukla yüz göz etme deriz. 
  Hep olgun olsun, bizi taşısın, sinirlendiğimizde karşılık vermesin isteriz. Haklı olduğu konularda bile ses tonunu yükseltmesine tahammül etmez kapı açık hadi babanın evine git deriz. Birkaç gün sonrada keyfimize göre eve dönmesini istediğimiz de gelmezse canına bile kastedebilir hatta tüm ailesini cezalandırabiliriz. 
Yeri gelir kız arkadaşımızı taciz eder, işler sarpa sardığında canına kıyıp bir çöp variline koyar ya da bir ormanlık alanda cesedini yakarız. Eşimizi sokak ortasında onlarca yerinden gözümüzü kırpmadan bıçakladığımızda olmuştur.
Biz şiddetin en alasını yapabilecek güce sahibiz, kadınlar bizden şikayetci olursa varsın olsunlar, tehditlerle onları sindirmesini de biliriz. Hem ne olacak ki şikayetden zaten yasalarda bizden yana hafifletici unsurlardan yararlanır birkaç ay yatar çıkarız.
 Trafikte hemcinslerimizin yaptığı hataları kabullenir, bir kadın sürücünün düşük hızla gitmesiyle dalga geçer, çoğu zaman onu panikletmek için sıkıştırır, elinin hamuruyla erkek işine karışıyor der trafiğe çıkmayı erkeklere hak görürüz.
İş yerlerinde kadın çalışanları hazmedemeyip canımızı sıkacak bir davranışta bulunduklarında mobingin kralını uygularız.
Bir de miras meselesi var karımızı ailesinden kalan mirası alması için erkek kardeşlerinin karşısına diker, onlarda kıza miras yok dediğinde onu iki arada bir derede bırakırız.
Biz kadınları çok severiz, onlara saçı uzun aklı kısa deriz, deriz de deriz. Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyiz, hem döveriz, hem severiz…
İşte böyle bir zihniyetle mücadele etmek için yasaların değişmesi lazım, dünya kadınlar gününde bunları haykırır, söyleniriz ama hiçbir yasayı ve zihniyeti değiştiremeyiz.                                                                           
8 Mart Dünya Kadınlar Gününün kuru sözlerle kutlanmasını istemiyoruz. Bu tür zihniyetlerin değişmesi için keskin yasaların getirilmesini, toplumun temel taşı olan kadınların artık hak ettikleri değere kavuşmasını, can korkusundan, şiddetten uzak, eşit hak ve hukuk istiyoruz.
 Bütün kadınların gününü kutluyor, daha huzurlu ve mutlu bir dünyada yaşamalarını temenni ediyorum.                                                                                                                                                                                                              
                           Selam ve sevgilerimi sunuyorum…


Bu Yazıya Tepkiniz Nedir? Bu yazı 2 yıl önce yayınlandı. 3579 Defa okundu.